1864 BÜYÜK SÜRGÜN
Çerkes Sürgünü: 21 Mayıs 1864 .
Kafkasya, kuzeyiyle ve güneyiyle
tarih boyunca stratejik önemi olan bir coğrafyadır. Bu nedenle de
sürekli saldırılara ve işgallere sahne olmuştur. Esas itibariyle dağlık
bir ülke olan Kafkasya’da yerleşim yerleri genellikle yüksek yaylalar
ve derin vadilere yayılmıştır. Yüksekliği fazla olan bu dağ silsilesi,
bölgedeki insanların tarihlerini, kültür ve karakterlerini
başkalarından farklı kılmıştır.
Askeri açıdan büyük ölçüde
savunma imkanı sağlayan dağlar, kültür ve etnik bakımından bölünmüş bir
coğrafyanın doğmasına sebep olduğu gibi Kafkasyalıların birleşmesini de
önleyen bir faktör olmuştur.
Esas konumuza geçmeden önce üç kavramın anlamını bir daha hatırlayalım.
GÖÇ:
İşgal ya da başkaca bir zorlayıcı nedenlerle topraklarında eskisi gibi
rahat yaşama olanağı kalmayan bir halkın veya halkların başka yörelere
veya ülkelere kendi kararlarıyla gitmeleridir.
SÜRGÜN: İşgal
edilen ülkedeki insanların tümüyle ve zorla topraklarından çıkartılması
ve başka yerlere gönderilmesi ve yerlerine başka halkların ikamesidir.
SOYKIRIM
(Jenosit): İşgal edilen topraklardaki halkları planlı bir şekilde ve
bir daha toparlanamayacak şekilde toptan yok etmek, imha etmek ve
yerlerine işgalcileri veya yandaşlarını yerleştirmektir.
İlk
çağlardan başlamak üzere medeni alemin ağırlık merkezlerinden biri olan
Akdeniz havzasının siyasi ve ekonomik hayatında Kırım ile Kafkasya’nın
müstesna bir yeri bulunmaktaydı. İpek yolu, doğuya uzanan transit
ticaret güzergahının kritik geçitleri ve kavşağı olan Kırım ve
Kafkasya, aynı zamanda tarım, hayvancılık ve yer altı kaynaklarıyla
ihmali mümkün olmayan bir konumdaydı.
Rusların güneye inmesine
set görevi yapan ve aynı zamanda Kırım ve Kafkasya’yı doğrudan yöneten
Altınordu Devleti ile Ruslara karşı sağlıklı bir Devlet Politikası
oluşturup uygulayamayan Kırım’ın, Slavları birleştirip önemli bir güç
haline gelen Ruslar tarafından yıkılmasıyla beraber tehlike çanları
Çerkesler için çalmaya başlamıştır. 1556’da tahta geçen Çar 4. İvan’dan
başlayan ve I.Petro’yla giderek güçlenen ve batıdan aldığı silahlarla
ordusunu geliştiren Rusya’nın Karadeniz sahiline sıcak sulara inme
emelinin gerçekleşebilmesi için ortadan kaldırılması gereken en önemli
engel Kuzey Kafkasya’dır ve neye mal olursa olsun be mesele halledilmek
zorundadır.
İşte bu nedenle Kafkas-Rus Çarlığı arasındaki
savaşlar ta 1556’larda başlamıştır. Çar 4.İvan (Korkunç İVAN) önce
Kabardey topraklarına saldırır. Prens TEMİROKA, kızı MARİA’yı Çar
İVAN’a eş olarak verir. Bu vesileyle bir süre barış dönemi yaşanır.
Ancak 4.İvan öldükten sonra savaşlar yeniden başlar ve zaman zaman ara
verilerek tam 306 yıl sürer. 1556-1762=206 yıl hazırlık dönemi,
1763-1845 =82 yıl sürekli savaşlar ve 1846-1864=18 yıl sonuç savaşları
olarak cereyan eder.
Ruslar, çok arzuladıkları Hazar Denizi,
Karadeniz sahili ve Kafkasya’yı ele geçirebilmek için 306 yıl, bıkmadan
usanmadan ve 1.500.000 asker kaybına rağmen saldırdılar. Her yıl
Kafkasya’nın etrafındaki çemberi biraz daha daralttılar. Modern
cihazlarla donatılmış ve devre dışı kalan her askerin yerine daha
fazlasının konulabildiği böylesi bir güce karşı koyan Çerkeslerin artık
bu topraklarda tutunması söz konusu değildi. Daha önceleri Kazan ve
Kırım’da en acımasız şekliyle uyguladıkları ve artık klasik bir yöntem
haline gelen, “kaçırmak veya göçürmek istiyorsan, evleri, tarlaları
yak-yık,kaçmaktan ya da aç kalıp ölmekten başka bir seçenek bırakma...”
metodu 1857’den itibaren Kafkasya’da en acımasız şekliyle
sahnelenecektir. Çok sayıda Rus, İngiliz, Amerikalı, İtalyan, Polonyalı
ve Türk kökenli yazar, araştırmacı, Komutan, tarihçi ve diplomatın
ağzından Çerkeslerin sürgünü ve sürgün sırasında yaşananlarla ilgili
bazı söylemleri birer cümle veya paragraf halinde sunduğumuzda sorunu
daha iyi kavramak mümkün olacaktır.
| Latest topics | Posts | Author | Latest reply |
|---|---|---|---|
| ilgili yorumlar ÇAR I.PETRO-1722 : “Rusya’nın çıkarları için mümkün olabildiğ | 1 | asetizm Feb 01, 2009 03:21 | asetizm Feb 01, 2009 03:21 |




